Dünya mı, Dava mı?

0
178
Dünya mı, Dâvâ mı?
Madde, materyal, kapital, eşya…
İnsanın efendisi olmuş…
İnsanın yönetmesi ve insana hizmet etmesi gereken bunlar, insanı kendisine kul köle haline getirmiş…
Çağın insanı bunlar için çalıyor, çalışıyor, koşturuyor, öldürüyor, yaşıyor, hem dünya hem ahiret huzurunu mahvediyor…
Dünya nimetleri hâkim, insanlar hizmetçi ve mahkûm…
Maddenin hâkimiyeti, insânî olan bütün değerleri, mukaddesleri yıkıyor, yok ediyor…
Dünyevîleşme çarkı, insanı değirmen taşı gibi öğütüyor…
Taksitlere, aybaşına, ay sonuna.. kafayı takan modern insan, dünyadaki varoluş gayesini düşünemiyor…
Para kazanma, çok kazanma, bina yarışı, araba yarışı, istikbâl yarışı yüzünden ibadete, okumaya, tefekküre, yaratılış gayesini sorgulamaya yanaşmıyor…
Her gayret, her mesele sonunda gelip paraya dayanıyor…
Yiyen, ama bir türlü doymak bilmeyen insan kendine / nefsine / heveslerine kul köle olmuş durumda…
Para, para diye paralanan insan; kanaati, şükrü, teslimiyeti unutmuş, sabrı lügatinden silmiş, şikâyetin bin bir çeşidini dile getirmekte…
Alma tutkusu, verme asaletinin önüne geçmiş, hırs ve tamâh gönüller fethetmiş…
“İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, üçüncüsünü ister” kutlu sözü, bir ibret levhası gibi gözlerin önüne asılmaktan uzaklaştırılmış…
Sahâbe-i güzîn birbirleriyle hayırda yarışıyordu, şimdiki zamanın insanı dünyalık biriktirmekte, çoklukta yarışıyor…
Bütün bu hastalıkların tedavisi için sahih imandan sonra sahip olunması gereken bir temel esas var: İnfâk.
Nafakanın çoğulu. Allah yolunda, ihtiyaçtan fazlasını harcamanın en etkili ve izzetli yolu…
Bakârâ, 2/215: “Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.”
Bakârâ, 2/219: “…Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. “İhtiyaç fazlasını” de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.”
Kur’an, cömertlik ile cihâdı aynı mertebede tutar. Çünkü kalpler ancak Allâh yolunda infâk ile ve cömertçe davranış sayesinde küfür, şirk ve nifâk hastalığından temizlenir. Kalbi karartan asıl şey, aşırı mal sevgisi ve servete bağlılık arzusu olup, kanaati, tevekkülü ve âlemlerin Rabbi olan Allâh’ı unutmaktır.
İnfâkta hem maddi hem de manevî anlamda “vermek” vardır. Karnı aç olanı doyurmaya çalışmanın yanısıra, beyni / ruhu / mâneviyâtı aç olanı da imânla, ilim ve irfân ile doldurmak, doyurmak vardır.
Önümüzde iki tercihli bir yol var:
Biri, dünyayı âhirete tercih (dünyevîleşme),
Öbürü ise, dünyayı ahirete uzanan bir infâk köprüsü olarak kurmak ve orayı ebedî hayatın kapısı yapmak…
Ya fâni olan, ya bâki olan…
Ya nefislerimiz, hevâ ve heveslerimiz, geçici dünya menfaatleri, ya da Allâh’ın rızası davası…
Tercîhini Allah’tan ve O’nun hoşnutluğunu kazanmaktan yana yapanlara selâm olsun..!
Şeref İŞLİYEN

11.09.2020 Cuma