Stresin Girdâbında…

0
34

STRESİN GİRDABINDA…

Âh şu stres denilen zâlim girdap…

İnsan mutsuz…

İnsan mutlu olmuyor, olamıyor, olmasını bilmiyor…

Çıkıp şöyle bir çarşı-pazar dolaşsanız;

Mütebessim çehreler, babacan tavırlar, alttan almalar, sabredip dinlemeler, beklemeler, kalender davranışlar sergileyen şahsiyetler, kusur karşısındaki kişide bile olsa, özür dileyip helâllik isteyenler, kendisine selâm verene misliyle mukâbele edip onu duâ ile yâd edenler…

Yerini hep;

Gergin mi gergin çehrelere, asık yüzlere, çatılmış kaşlara, hâin ve itici bakışlara, zonklayan kafalara, sıkılmış dişlere, gergin yüzlere, hırıltılı solumalara, öfkeden kabaran şakaklara, şişen burun deliklerine, ilgisiz ve sevgisiz yüreklere.. bırakmış…

Neden böyleyiz ki?

Hâlimizi arz etme makâmımız Allah olmayıp, yarattığı cümle âciz ve çâresiz makamlar ve şahsiyetler olunca, hâllerimiz ve işlerimiz böyle karmaşık bir şekle dönüşmüş…

Oysa Kur’ân;

Ciğerpâresi Yûsuf’unun evlâtlarıyla imtihânı karşısında; “Ben, gam ve kederimi sadece Allah’a arzediyorum. Ve ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum” (Yûsuf, 12/86) niyâzını,

Medyen halkıyla günlerce açlık, yokluk sıkıntısı çeken Mûsâ (a.s.)’ın; “…Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım!” (Kasas, 28/24) tazarrusunu,

Rasûlünün şahsında tüm inananlar için; “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’âm, 6/162) teslimiyetini öğretir bize…

Hâllerimiz, Hâk’tan uzak ve O’ndan ayrı düşmüşlüğümüzden, tevekkül ve teslimiyetimizin eksikliğinden bizleri bu hâle düşürmüş olsa gerek..!

Yâ Rabbi! İçerisinde bulunduğumuz girdaptan çıkmayı öğret ve nasib et bize!


Şeref İŞLİYEN / 26.08.2020