Saray Hayatından Mağaraya İlticâ

0
46

“Saray Hayatından Mağaraya İlticâ”


Kehf Sûresini okuyoruz…

Ashâb-ı Kehf = Mağara Arkadaşları

Kur’ân-ı Kerîm’in Mekkî sûrelerinden ve 18. Sûre. 1. Âyetten 29. Âyete kadar.

Allah’ın (C.C.) kendisine inanıp güvenen bir grup genci yalnız ve sahipsiz bırakmadığını, perişan etmediğini, onları ebediyet uykusuna daldırıp yüzlerce yıl sonra gelenlere bir ibret nişânesi olarak tekrar dirilttiğini ve böylece insanları onların durumundan haberdar ettiğini anlatıyor ki, Allah’ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu insanlar bilsinler.

Mağara dostlarının hâllerine bakılırsa, hepsi saray ehli, üst düzey önemli görevlere getirilmişler. Roma Sarayı’nın soyluları, asîl aile gençleri…

Allâh’ın adını yüceltmek için sarayı, saraydaki konforu, işlerini, itibarlarını terkedip mağaraya çekilmişler.

Çünkü Roma’lıların gözünde ve gönlünde “Tanrı” hükmünde olan imparatorun ilâhlığına, krallığına karşı çıkmışlar:

“…Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O’ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz!” (Kehf, 18/14)

Dedikleri anda zincire vurulmuşlar…

Bir tarafta saray, öbür yanda mağara…

Birbirine ne kadar da zıt iki kelime değil mi?

İnsan saraydan ayrılıp normal bir eve bile taşınsa, bir kalite kaybıdır, tenzîl-i mekândır.

Onlar, mağarayı tercîh ediyorlar ve orada 300 yıl ya da 309 yıl kalıyorlar.

Bu bilgi, taşıdığımız ismimiz ve en az alıp verdiğimiz nefes kadar emîn olduğumuz bir bilgidir, çünkü Kur’an anlatıyor.

Üç koca yüz yıl… Allâh’ın rızâsı için, uyarmak için uyudular. O’nun hoşnudluğunu, adının yücelmesini tercîh ettikleri için beklediler.

Beşer aklı ve bakışıyla değerlendirdiğimiz zaman sığındıkları yer, saray hayatını terk edip mağaraya sığınmak olsa bile, hikmet ve ibret nazarıyla bakıldığında 300 yıl sonra yükseldikleri makâm arş-ı âlâ olmuş…

Ne müthiş bir güzergâh, ne muazzam bir yükseliş…

Kur’an onları sahiplenmiş ve levh-i mahfûzda adları yazılmış…

Böyle bir lütfa mazhâr olmak bugün bize nasip olur mu? Rabbimizin, rızâsını kazanalım diye, bize de böyle bir kapı aralaması mümkün mü?

Var mı bunu göze alabilecek gençler? Zor mudur böyle bir hâdiseyi yeniden yaşatmak Rabbimiz için?

Aslâ! Ve elbette bunu göze alacak gençler de çıkacaktır. Umûdumuz her zaman vardır.

Maskelerinden, diplomalarından, internetlerinden, şehvetlerinden, kablolarından, sonu gelmeyen arzû ve emellerinden, biriktirme tutkusundan arınıp, modern mağaralara ilticâ edecek gençler…

Allâh’ı arıyor ve O’nun cennetlerine girmek istiyorsak;

Kıyâmet gününde her bir nefis, hayrân olduklarıyla, liderleriyle, ardından koştuklarıyla çağırıldığı zaman…

Dizi-film aktörleriyle, topçularla, popçularla, politikacılarla, sanatçı (!) larla ve bilumûm tapındıklarıyla birlikte dirilenler olacağı gibi,

Mağara arkadaşlarıyla, elbisesindeki şehîd kanı ve şehâdet ocağıyla, ev, sohbet, cami, cemaat arkadaşlarıyla da Rabbinin huzûrunda dirillenler olacak elbet!

Ümmet-i Muhammed’in makyaj budalası, dövme hastası, ayna karşısında saatlerce vakit harcayan, elbisesine bir sinek konsa bütün vücûdunu dakikalarca parfümleyen, “iyi görünmek” için cebindeki bütün kazancını boşaltan, bir hatır sormak için açtığı telefonunu namaz vakti geçmesine rağmen dakikalarca kapatmayan, “diriliş”i, “kuruluş”u, “kurtuluş”u izleyeceğim diye gece yarılarına kadar meşk edip sabah namazına dirilemeyenler, tembellikle, boş işlerle vakit tüketmekte çağ atlayanlar…

Üçyüz yıl uyusa, üç yıl, üç ay, üç gün… Hatta üç saat uyusa da gafletten uyanamayacak ve mağarada dirilişi göze alamayacak olanlardır.

Hâllerine oturup ağlamadıkça, tövbe etmedikçe, kendine gelmeyi, özüne dönmeyi niyetine koymadıkça bir diriliş, yükseliş ve hakediş mümkün olmayacaktır.

Hayatı henüz demokrasi ve sekülerizmin, deizm ve ateizmin ve bilmem daha ne izm ve ideolojinin çarkları arasında çamura belenmemiş, yürekleri, fikirleri, üstü başı kirlenmemiş genç kızları ve delikanlı erkekleri anlayabilir ancak…

Kur’ân’ımızın muhteşem mesajlar içeren sûrelerinden birisidir Kehf sûresi…

Mağara dostları Roma Sarayı’na başkaldırdı.

Bugünün gençleri, mağara arkadaşları da; diploma sarayına, iş ve aşk sarayına, şehvet sarayına, tembellik sarayına… baş kaldırmaları, kafa tutmaları gerekiyor…

Böyle bir düşüncemiz, emelimiz, niyetimiz, gayretimiz varsa eğer, Rabbimizden yardım, destek ve muvaffakiyetler diler ve ancak O’na yönelir, O’na ilticâ ederiz.


Şeref İŞLEYEN

13.03.2021 / Cumartesi