ŞÂHİT, MÜJDECİ, UYARICI, GÜZEL AHLÂK ÖNDERİ, RAHMET PEYGAMBERİ 

0
30

ŞÂHİT, MÜJDECİ, UYARICI, GÜZEL AHLÂK ÖNDERİ, RAHMET PEYGAMBERİ  ﷺ

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz;
إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذِيراً
“Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.”  (Fetih, 48/8)
Ve  Ahzâb, 33/45. Âyette;
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذِيراً
“Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” Buyuruyor.
Enbiyâ Sûresi, 21/107. Âyette ise;
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ

“(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyuruluyor.
Demekki, rahmetin bir ŞÂHİTLİK, bir UYARICILIK bir de MÜJDELEYİCİLİK boyutu var.
Bizler; “Allâh’ım! Rahmetini eksik etme/esirgeme üzerimizden” derken;

Yâ Rabbi!
“Bizi şâhidliğinden ve şâhid olmaktan mahrum bırakma,
Bizi uyarmaktan ve uyarılmaktan mahrum bırakma,
Bizi müjdelemek ve müjdelenmekten mahrum bırakma” diyoruz.

Dillerimiz böyle söylerken, bedenlerimiz ve hâllerimiz yalancı şâhidliklerle, şirke ve nifaka düşüren davranışlarla, ilâhî uyarılara kulaklarımızı ve kalplerimizi tıkamakla, Rabbimizin cennet vadini, cehennem tehdidini ıskalamakla hem kafamıza, hem kalbimize, hem kalıplarımıza ihânet ediyor, haksızlık ediyoruz.
Yine yüce Kur’ân Rasûlullah (sav) için;
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
“Şüphesiz sen, büyük bir ahlâk üzerindesin” (Kalem, 68/4)
Ve;
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً
“Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb, 33/21)
Buyururken, Rasûlullâh (sav) kendi hayatını;
“Ben, güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” (Muvattâ, Hüsn-ü’l Huluk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381) sözüyle tarif ediyor.
Demekki, rahmetin bir de “Güzel Ahlâk” boyutu var.
▪️ Ahlâkını “güzel” olmaktan çıkarıp, zahmete ve çirkinliğe çevirenler, rahmetten mahrum kalıp azâba dûçâr olmaktan kurtulamayacaklardır.
Kur’ân’ın en son nazil olan âyet-i Celîlesinde ise;
…الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِيناً …
“…Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim…” (Mâide, 5/3)
▪️ Esâsen Rasûlullâh (sav)’in; “Güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” hadisindeki hikmetli ve kapsamlı mânâ belki de budur/bu olmalıdır.

-Allâhu Â’lem.-

Şeref İŞLEYEN
03 Haziran 2020 Çarşamba


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here