“Politika, Oy Pusulası, Vicdân Aynası”

0
167

“POLİTİKA, OY PUSULASI, VİCDÂN AYNASI”

Seçime var bir hafta…

Meydanlar savaş alanı olmamalı…

“Harp hîledir” mantığıyla politikacılar bir seçim yarışı yürütürlerse…

Yalan, iftirâ, tehditler gırla giderse…

Perşembenin gelişi, çarşambadan bilinirmiş.

“Yalancının mumu yatsıya kadar!” derler.

İftirâ atan iflâh olmuyor,

Tehdît edenin de yanına kalmıyor…

Harp hîle bile olsa, gidilen yer sandık ve oradaki hîleden hayır çıkmıyor!

Politikacı yönlendirmeleri, sloganları, savurganlıkları bu milleti değerlerinden etmemeli, oy için insanlar birbirlerine düşman kesilmemelidir.

Ülkenin kaderi bir “oy pusulası” na bağlı değildir, olmamalıdır. Bu o kadar basit ve kolay değildir.

Târih; eziyet görmeden, mücâdele etmeden, gerektiğinde kan dökülmeden, varını yoğunu ulvî gâye uğruna sarf etmeden, mutlak bir gâlibiyete, kalıcı bir barışa ve zafere şâhitlik etmemiştir.

Daha dün onsekiz marttı…

Hep birlikte Çanakkale dedik, “geçilmez, geçilmedi, geçilmeyecek!” dedik…

Hamasi ve bir o kadar da heyecân dolu nutuklar, sloganlar attık…

Gururlandık ve gururlandırdık!

Târihimiz, ecdâdımız bizim gururumuz, elbette haklı gururumuzu yaşayacağız!

Ancak, Çanakkale’yi geçilmez kılan rûh;

Îmân, teslimiyet, sadâkât, tevekkül, vatan sevgisi, maldan, candan ve serden vazgeçiş, vatanın ve milletin bekâsını, çıkarlarını her şeyden özge ve önde tutuş idi…

Şimdi öyle mi?

Değil…

“Ben/biz yöneteceğiz!” sâikiyle, ülkenin ekonomik krizin eşiğine sürüklenecek kadar isrâfa dalması…

Müthiş bir ses gürültüsü, seçim arabalarından yükselen, bangır bangır bağıran son ses seçim şarkıları… (Sanki oyları böylelikle artacak!)

Yavaş yavaş seyrederken ve bunu günde onlarca kez tekrar ederken, akşama kadar felç olan trafik ve strese giren, sinir krizleri geçiren insanlar…

Arkalarında, yollara, caddelere bıraktıkları tanıtım afişleri, broşürleri, balye balye dağıtılan tanıtım formları ve bunlardan oluşan çöplük dağları…

Ya o sloganlar..!!!

Aman Allâh’ım! Hepsi iktidâra oynuyorlar!

Ver oyunu Ahmed’e, kalmasın aklın geride…

Başın düşerse dara, hemen muhtar Ahmed’i ara…

Beş dakika düşün, beş yıl pişmanlık yaşama…

Ek işimiz değil efendim, tek işimiz…

Muhtarlık bizim işimiz…

Canımsın Erzincan, Erzurum, Manisa, İstanbul…

Özümüz millet, işimiz hizmet… vs.

İddiâlı, afilli, havalı sloganlar…

Hakîkat şu ki; özümüz toprak ama, niyetimiz de, işimiz de, sözümüz de, eylemimiz de menfaattir vesselâm.

Hele muhtarların seçim çalışması, belediye başkanlığı, milletvekilliği seçimlerini gölgede bırakacak kadar hırslı ve hırçın…

Siyâset, -bizde ki uygulanış biçimiyle- politika; vallâhi çok pahalı bir iş. Çok fazla zaman, para, emek ve insan tüketiyor!

Bunları düzene koymak, huzur, adâlet ve eşitlik getireceğim diye çırpınırken, daha işin başında getirmeyi planladığın bütün değerleri bu yolda tüketmek…

Üstelik bunları yaparken, düzen yok, kalite yok, verim yok…

Biz her birimiz, birbirimize muhtâcız. Bu ülke, bu millî birlik, berâberlik, mâneviyât duygusuyla bu günlere kadar bölünemedi. Şimdi de, içerden ve dışarıdan oynanan oyunlarla bölünmesine fırsat vermemeliyiz.

Bizi birbirimize düşürenler çeker gider de,

Biz yine başbaşa kalırız. Kin ve nefret ekilmiş bir rûh dünyasıyla başbaşa kalırsak, işte o zaman “bizi yakar bizim ateş” ve Aşık Veysel haklı çıkar.

Varsın Veysel bu konuda haksız çıksın. Kendi ateşimizle yanıp yok olmayalım.

Vicdân denen meleke, insana fıtratında yazılan muazzam bir kaabiliyettir, bize doğruyu gösterir. Allah (c.c.); inansın-inanmasın, her bir sîneye onu yüklemiştir ki, onun da evrensel doğruluk ilkeleri olsun, ona göre yaşasın ve kendini kaostan, fitneden muhafaza etsin…

İçerisinde bulunduğumuz şu en tozlu, flû, bulutlu, sisli-puslu hengâmede fıtrat ışığı/aynası olan vicdânımızın önümüzü, yolumuzu aydınlatması duâ ve niyâzıyla…


Şeref İŞLEYEN

24 Mart 2019


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here