Network Ağları Ekseninde İNSAN

0
224

Bize emânet edilen hayâtımızı asrın acımasız, insafsız şerrinden, tesirlerinden nasıl muhafaza edeceğiz?
Milyonlarca insanı bir böcek, bir haşere gibi dipsizliğin derinliğinde yüzdürenlere bir bedel ödetebilir miyiz?
O derin sularda, dipsiz kuyularda boğulmaktan kendimizi geri alabilecek miyiz?
Davranışlarımıza bir reset atıp, fabrika ayarlarımızı yeniden geri yükleyebilecek miyiz?
Evimizi, çoluk-çocuğumuzu, soframızı, özelimizi-tüzelimizi, huzurumuzu, huzursuzluğumuzu fotoğraflayıp, uçsuz bucaksız bir muammâ olan network ağlarına yüklemekten kurtulabilecek miyiz?
Öyle ki;
Arkasında katıksız ve kusursuz bir şirket hareketinin saklı olduğu sanal platformlara cümbür-cemaat abanmaktan, abone olmaktan geri duramadığımız sanal ağlar…
Kolay mı?
Değil elbette.
Görünmez bir el, mütemâdiyen ihtiyaçlarımızı çoğaltıp, bizi azaltıyor!
İnsanın ihtirasları, “ölçü” denen kavramın bütün duvarlarını yıkmış, dünyanın şâşâlı ihtişâmına, debdebesine, büyüsüne kapılmış, ağına düşmüş, çarmıhına çivilenmiş…
Zevkleri, merakları, tarzları ve sosyal hesaplarıyla insanı, sanal bir değirmenin hem taşı hem de tahılı yapmak, ancak şeytânın aklına gelebilecek bir fırıldak olmalıydı…
Modern, mağrûr ve kimselere eyvallâhı olmayan insan, burnundan kıl aldırmıyor!
Mâruz kaldığımız fırtınada, ensesinde boza pişirilen ve tehdît altında olan;
Bütün bir insanlık!
Herşeyin bir çâresi var da, insan bozulunca onun çâresi yok!
Bütün insafsızlıklar, haddi aşmalar, aykırılıklar…
Bizim vurdumduymazlığımızın eseri!
Kaybettikçe daha da kaybetmemizin sebebi bu.
Alışmak, teslim olmaktır!
Bu iyide de böyle, kötüde de…
Fıtratımızın hormon bulaşmayan bir yanı kalmadı…
Ve düzeltmek için de hâlâ ciddi bir çabamız, çalışmamız yok.
Cehenneme giden yollarda, cenneti bulma avuntusundayız..!


03.10.2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here