Hevâ ve Heveslerimiz

0
440

Servetlerimiz, şehvetlerimiz, kural ve sınır tanımayan nefislerimiz, makâm ve mevkîlerimiz, dünyanın cezbedici hâz ve lezzetleri, cehâletin/tabuların/saplantıların kör ettiği gönül gözlerimiz, hesâbı sorul(a)mayan ve önü-arkası belli olmayan sosyal medya çılgınlıklarımız, paylaşımlarımız, vahiyden kaynaklandığını sandığımız ama gerçekte nefsimizin dürtüleri olan fikir(!) ve hezeyânlarımız değil midir, sosyal/toplumsal hayatımızı ve aile düzenimizi târumâr eden haller… Hep karşıda birilerinde ya da bir yerlerde kusûr arayarak, kusurlarımızı örtme telâşındayız…

أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِن بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

“Hevâ ve hevesini ilâh edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?” (Câsiye, 45/23)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here