Fıtrat Üzere Yaşamayı Unutmak

0
466

İnancımıza göre Allah insanı Tîn Suresinde beyan ettiği üzere en güzel bir şekilde masum, muhterem ve mükerrem bir varlık olarak yarattı. İnsan yeryüzünün halifesi, yaratılmışların efendisi, hakkın temsilcisi, batılın yok edicisidir…

Bu durum, insanoğlu arzularını Allah’ın iradesine ve emrine tabi kıldığı sürece böyledir. Ne zaman ki kişisel arzular ile Allah’ın teklifleri çatışmaya girer, insanın yeryüzü sürgünü o zaman başlar. İş bununla kalmaz; iştah, ihtiras, şehvet ve öfke girdabında dengesi bozulan insan bu defa yeryüzüne bir bozguncu olarak döner. Toplumsal yozlaşmaların temelinde de arzu ve heveslerin egemenliği vardır.

Yaşadığımız dünyanın yaşanmaz hale gelmesinin müsebbibi insanın ta kendisidir. Önce insan kirlendi, sonrasında hava, toprak, su, bitki, eşya, evren, iklim kirlendi. Dünyayı yaşanmaz bir gezegen haline getirecek felaketler dizisi tepemizde dolaşıyor, bilmem farkında mıyız?

Haddini, hesabını, helalini bilmeyen insan gün geçtikçe hırçınlaşıyor. Teknolojik üstünlük, bilimsel başarı, beşeri büyüledi. Ve insan büyüklendi, sonuç itibariyle, tuğyanı seçenlerin yolu tufana çıkıyor.

Unutuyoruz…

 ‘’Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır (Allah) çoğunu da affeder‘’ (Şûra-30) Evet, başımıza gelenler kendi tercihimizdir, diğer bir ifade ile günahlarımızı küçümsememizdir.

Yine unutuyoruz…

Âdem ile Havva’nın cennetten çıkmasına yol açan sebebin, bir meyve yemek gibi -görünüşte önemsiz- bir şey olduğunu düşünüyoruz. Günahı önemsememek, “Bunda ne var ki?’’ demek, çözülmenin ve çürümenin ana nedenleri olarak karşımıza çıkıyor.

İşte görüyoruz; hevâ ve hevesler, anlık hazlar, dünyalık hesaplar haram-helal sınırını nasıl da zorluyor! Allah’ın hudutları açık-seçik olmayan bulanık bir hal alıyor. Her türlü bilgi çokluğuna ve bilgiye erişim her imkâna sahip olmasına rağmen Allah’ın dinini fıtrat üzere yaşama gayreti kayboluyor,  ahkâmın yerini arzular, ahlakın yerini kurnazlıklar alıyor.

İslam adına söz söyleyenler, söylemesi gerekenler ya da kendini söylemek zorunda gibi düşünenler çoğunlukla felsefe yapıyor. Oysa felsefe, islamın dışında, kişinin kendi aklına göre hüküm vermesidir. “Bana göre, bence” ile başlayan her cümle felsefenin ürünüdür. Dikkat etmek, sorgulamak, kaynağını sormak lazımdır. Kendi aklını beğenmeyen insan yoktur ve insan aklı sınırsız fikirler üretebilir. Her duyulan söze “işittik ve itaat ettik” der gibi sarılır ve hareket edersek ortaya kaos ve kargaşa çıkar. Oysa doğru olan islamiyettir. Ona ittiba edilse hiçbir problem kalmayacaktır.

Piyasa ve reklam şirketlerinin hayatımıza koyduğu kurallar, kulluk yükümlülüklerimizin önüne geçiyor. Helal olmayan bir hayatın akıbetinin helak olduğu unutuluyoruz. Günahlar konusundaki kayıtsızlıklarımız gerçekten kaygı verici… Kayıt, kural, kıstas, sınır, ölçü tanımayan bir toplum oluşuyor! Bundan dolayıdır ki insanın tutarlılığı bozuldu. Şaftı ve istikameti kaydı. İtidali gitti, insanlar artık ünsiyet kuramıyor, huzur bulamıyor, sükûnete eremiyor. Dikkatinizi çekmiyor mu? Birçok insanda ne muvazene, ne mukavemet, ne merhamet, ne de mahremiyet kaldı! Haramlar her şeyi harap ediyor. Zira “haramda hayır yoktur.”

Din adına konuşanlar hiç bir dönemde bu kadar esnek olmadılar. Fıkıh’ sız bir toplum, fakih’ siz bir hayat sürüyorlar. Mezhebsizlik bu son zamanların en popüler mezhebi olma halini aldı. Öte yandan günahların sistem tarafından nasıl –tabiri caizse-estetik hale getirildiğini görmekteyiz. Bizden günaha alışık ve günahlarla barışık olmamız istenmektedir. Gördünüz mü kendini İslam’a uyduramayanların İslam’ı kendilerine nasıl kurban ettiklerini? Nasıl işimize geliyorsa o kadarını alıp, işimize gelmeyen, hesabımıza uymayan kısmını nasıl da “felsefe yaparak” reddediyoruz.

Âh Müslüman toplum..! Âh ümmet..! Bilmez misin haramları himaye eden bir kavim, ilahi gazabı hak etmiştir ve nereden, ne ile beslendiklerini bilmeyenler neye hizmet ettiklerini de bilemezler..!

“Hâlbuki onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.” (Beyyine / 5)

 Hidayete tabi olanlara selam olsun…


Dosyayı PDF olarak indirmek için TIKLAYIN… Fıtrat Üzere Yaşamayı Unutmak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here