Eski – Yeni

0
620

“Artık kitaplar okunmuyor” diyen aslında ya okumayı bırakmış, ya da azaltmış olmalı ki, herkesi kendi gibi zannediyor.
Kitaplar bolca okunuyor esâsen ancak, ne okunduğu, nasıl okunduğu, ne için okunduğu; “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku ki, O insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.” (Alak, 96/1-5)
Ölçüleri etrâfında mı olmaktadır, ona bakmak lâzım.
Dede; “âh nerede bizim zamanlar, o eski zamanlar” derken, zamâna ayak uyduramayışının ve şimdiki nesli anlayamayışının sancısını çekiyor!
Gönlü kocamışsa bir insanın, yeni hiçbir şeyin tadını alamıyor, künhüne varamıyor.
Gözlerimizin ziyâsı/feri zayıfladığı gibi, kulaklarımızın işitmesi de zayıflıyor.
Dilimizin tattığı lezzetler de eski kıvâmında olmayınca,
Beden ülkesi, heyecânını kaybediyor.
Artık kusûru, yediğimiz, içtiğimiz, gezdiğimiz, gördüğümüz ya da göremediğimiz şeylerde arıyoruz.
Beden ülkesinin gönül denizi bulanmasa ve fikir bahçesi kirlenmese, ibâdet ve zikirle, sâlih amellerle hayat devam etse, ne ağızların tadı bozulur, ne “hiçbirşey artık eskisi gibi değil” hayıflanmalarına gerek kalır.
Hayat; doğruluk ilkeleri, hak ve adâlet ölçüleri, ihlâs, sevgi ve samimiyet düstûrları istikâmetinde olduğunda her yaşta güzeldir.


24.10.2018 Çarşamba

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here