Dünya ve İnsan(lık)

0
322

Hep düşünürüz;
Kuşu ölen bir çocuğa tâziye vermeye giden şefkat ve merhamet peygamberi -aleyhissalâtu vesselâm- bugün fiilen/fiziken aramızda olsaydı, kime tâziyeye giderdi?
Elimize alıp dokunmaktan imtinâ ettiğimiz Tv kumandasına kazara dokunsak, türlü acıların, ölümlerin, vahşetlerin, garâbetlerin, çılgınlık ve çıldırmışlıkların sel olup üzerimize geldiği manzaralara mâruz kalıyoruz…
Hangi birini tâziye edebilirdi ki Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi vesellem- ya da onun aramızda olduğu bir dünyada acılar böylesine kangren olmaya fırsat bulabilir miydi?
Hangi birini tanımlayabilecek ve kabul edilebilir bir bahâne sunabileceksin ki?
Ayakları kesilip ortada bırakılan mâsum bir köpekten, pencereden dışarıya bilmem kaçıncı kattan fırlatılan kedilere…
Tecâvüz edilip kolu-bacağı kesilenden, vücut âzâları ticâret metâı edilene…
Câmi avlusuna bırakılandan, öldürülüp çöp tenekesine atılana…
Gaz bombalarıyla bir soluk hayatın kendilerine çok görüldüğü körpecik bedenlerden, boğulup kıyıya vuran ve çer-çöp misali savrulan bedenlere…
Her şey olmayı başaran insan, gâliba bir tek “insan” olmayı başaramadan ölecek..!
Bilim denen buluşlar dünyasının derinliklerinde, modern çağın doyumsuz ve tatminsiz kimlikleri, her gün yeni buluşlar, keşifler, hârikalar tasarlayıp üretmekte…
Ne “kirâmen kâtibîn”in, ne de “mobese”lerin umurunda olmadığı modern dünyanın ehliyet(li)siz sürücüleri, yolda seyrederken katlettiği mâsum canların farkında ve şuurunda bile olmazken…
Yavrusunu emziren kedi görünce kervanı durduran merhamet peygamberi bugün yaşasa, hangi birine tâziyeye giderdi acabâ?
“Yeryüzündekilere merhamet edin ki…” hadis-i şerif’ini hayatımızdan çıkaralı nasıl da zâlimler, kâtiller, câniler gürûhuna dönüşüveriyoruz..!?
Psikopatlar, psiko-manyaklar, paranoyaklar, para manyakları, rûh hastaları…
Günden güne nasıl da artıyor, artıyor, artıyor…
Üstlendiği ilâhî sorumluluğu unutan, iç ve dış dünyası dağınık ve karışık, gözü paradan, gönlü dünyalık biriktirmekten başka bir derdi olmayan, disiplinsiz, ehliyetsiz, vukûfiyetsiz, kimliksiz ve kişiliksiz…
Karakter eğitiminden mahrûm, kendine ve yönettiklerine mâlik olamayan…
Kanaat ve tevekkülü unutmuş,
Çalışmadan kazanma derdine düşmüş,
Hak etmeden elde ettikleriyle şımarmış,
Afra-tafra ve egoları tavan yapmış,
Tevbe ve istiğfârı (öz eleştiri) terketmiş,
Tuğyâna ve fırtınaya tutulmuş,
Şefkât ve merhametten mahrûm…
Onlarca, yüzlerce, binlerce sorumsuz insan ve ocaklarına ateş düşen mâsum âileler…
Merhamet Peygamberi -sallallâhu aleyhi vesellem- ;
“Allah senin gönlünden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim?” buyurmuştu merhametten mahrûm bir bahtsıza…
Hastalıklarımızı bildiğimiz halde, müdâhale etmeyi ihmâl ettiğimiz için sıkıntılar, acılar, kavgalar hep kangren olmuş biçimde çıkıyor karşımıza…
Şiddetin her türüyle saat başı prova yapıyor yığınla insan beyinleriyle yâhut bedenleriyle günümüz dünyasında.
Modernizmin albenisine, cazibesine, tutkularına yenik düşerek mâneviyâttan uzaklaşan her bir ferd, nefs planında kendini hesâba çekmedikçe, merhametten mahrûm, gözü dönmüş, kimliksiz kişiliklerin cinnetleri de, cinâyetleri de katlanarak devam edecektir..!


18.08.2018

Şeref İŞLEYEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here