Dünya Koşturmacalarımız

0
302

Kur’ân’ın; “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!” (Ankebût, 64) diye târif ettiği ve: 
▪️
“…Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için âhiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.” (Nisâ, 77) mesajıyla uyardığı “hayat sahnesi”nde ne çok şeylerle meşgûlüz…
Sonu gelmeyen işler, yetişmeyen dosyalar, bitmeyen mahkemeler, ardı-arkası belirsiz chatleşmeler…
“Bitince rahatlayacağım” dediğimiz ama bir türlü bitmeyen projeler…
“Belki biraz rahatlarım” diye gittiğimiz ve rahatımızın kaçtığı kurslar…
Âhiret sınavından daha çok bizi düşündüren ve bunalıma sokan dünyalık sınavlar…
Özellikle büyük kentlerde bitmeyen trafik akışı ve hebâ olan saatlerimiz…
Evde bizi dört gözle bekleyen çocuklarımız ve bizim, eve vardığımızda çocuklarımıza hayâl kırıklığı yaşatan davranışlarımız…
Takip ettiğimiz Tv dizileri, haberler, magazinler, aykırı kişilikler ve hep strese sokan hayat tarzları…
Pişirilecek yemekler, biriken bulaşıklar, dağılan ev, kirlenen çamaşırlar ve her gün aynı rutine mahkûm anneler…
“Hangi kostümü giysem, bu yıl moda neydi, hangi elbise üzerimde şık durur, bugün sosyal medyada hangi paylaşımı yapsam, alışverişte nelere baksam, neyi beğensem..!?” endîşe ve hesaplarımız…
Akşam olunca yorgun düşen bedenlerimiz ve uykuya mahkûm geçen saatlerimiz…
Ve daha nice arkasından koşup ta yetişemediğimiz, kaçırdığımız, kaybettiğimiz heveslerimiz, beklentilerimiz, emellerimiz…
Oysa; tüm bu keşmekeşin ve koşuşturmacanın arasında, bizi rutinlerin bunalımından kurtaracak vakitlere ne kadar da ihtiyâcımız var..!
Rûhlarımızı hafifletecek, kalplerimize itminân verecek, heyecânımızı ve hayat neş’emizi diri tutacak, dünyalık yorgunluklardan bizi çekip çıkaracak vakitlere…
Rab ile râbıtayı sağlayacak,
Bizi O’na yaklaştıracak,
Rızâsına râm kılacak,
Kulluğumuzu idrâk edeceğimiz vakitler…
Uzunca bir uykuya dalar gibi dalmışız dünyaya!
Hiç bitmeyecek, sonu gelmeyecek sanıyoruz ya,
Öyle değil…
“Gaflet” diyor “dalâlet” diyor söz sultânı bu hâlimize,
Ve hâllerimiz “âfet”i dâvet ediyor, “musîbet”i çağırıyor üstümüze..!
Rabbimiz muhafaza etsin bizi tüm gafletlerimizden…
Kaptırmayagörsün insan nefsini bir kere gaflete,
O’nun inâyeti olmadan kendimize gelmek beyhûde!
Ne var ki;
İnsana, dünya hayatında Yaratıcısına kul olması/kulluk yapmasından daha büyük bir mükâfât verilmemiştir..!


26.09.2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here