Canlı/yaşayan Kur’an Yaşatır, Canlı Bomba Öldürür

0
32

Canlı/yaşayan Kur’an Yaşatır, Canlı Bomba Öldürür

“Canlı bomba” ne demek?

Modern zamanların emperyalist zihniyetlerinin aktif eylemlerle terminolojimize kattığı ürkütücü bir terim…

Bizim inanç dünyamızda evrensel ahlâkın, vahyin öğretisinin bize kazandırdığı çağlar üstü kavram ise;

“Canlı/yürüyen Kur’an” karşılığını en çarpıcı şekliyle Rasûlullâh (sav)’de bulan…

Bütün çağların ihtiyâcı, huzuru, kurtuluşu…

Birincisinde ölüm kusmak, kan dökmek, kin gütmek, intikam yeminleriyle vahşet saçmak var.

İkincisinde hayat vermek, düzene koymak, huzur bulmak, rızaya ulaşmak, yaşamak için yaşatmak, onurlu, izzetli, sorumlu ve şuurlu bir düşünüş, inanış, duruş ve davranış var.

Bir yerde vahşet ve dehşet varsa, patlayan bombalar, kurulan tuzaklar, yıkılan ocaklar, katledilen masumlar, öksüz ve yetim bırakılanlar varsa; orada Kur’an’ın hükmü yok, İslâmın teslimiyet selameti yok, imanın emniyeti ve samimiyeti yok demektir.

Ortada bir ahlâk meselesi varsa, bu ya Kur’an ahlâkıdır, ya da Firavun ahlâkıdır. Üçüncü bir yol yoktur.

Çözümü Yaratıcının ilminde, irâdesinde, hükmünde, rahmet ve merhametinde aramayanlar; acılarla, canlı bombalarla, aldatmalarla, istismarlarla, manipülasyonlarla, acziyetler içerisinde psikolojik sıkıntılarla… yaşamayı peşinen kabullenmiş ve bu hazîn duruma teslimiyet göstermişler demektir.

 “İzzet ve şeref isteyen bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır.” [Fâtır, 35/10]

“Kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Bilsinler ki, bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa, 4/139]

Sokaklarda, okullarda, eğlence merkezlerinde…

Şimdi gençlerimiz-yaşadıkları, gördükleri, öğrendikleriyle-sanki birer “Canlı Bomba” olmaya programlanıyor gibiler…

En canlı örnek: Trafik meselâ… İçler acısı…

Gün geçmiyor ki, caddelerde terör saçan magandalar, araçlarıyla çılgınlar gibi makas yapanlar, drift yapanlar, öfkeden pimi çekilmiş birer el bombası gibi seyreden sürücüler, tıkanan ve tıkandıkça insanın beyin damarlarını felç eden trafik…

Öfkeden delirmek üzere olan toplumun, başına musallat olan virüs nedeniyle bir de maske takma zorunluluğu eklenince; sabrı, imtihânı, ibreti, mukâvemeti bilmeyen nice kimselerin “tırlatmaya az kaldı, doktorum nerede?” şarkıları dinlemek durumunda kalıyoruz…

Evde öfke, işte öfke, alışverişte öfke, sokakta öfke, trafikte öfke, okulda öfke, hastanede öfke, sinemada öfke…

Ve öfkesiyle, perçeminden tutulup yüzüstü cehenneme sürüklenecek gazap tohumları…
“O gün cehenneme “Doldun mu?” deriz. O da “Daha var mı?” der.”
{Kâf, 50/30}

Keşke devletlerin yöneticileri, “silahlanmaya” ayırdıkları bütçelerini “merhameti kuşanmaya” ayırmış olsalardı da insanlık, bir “kan gölü” üzerinde oturuyor olmasaydı!

Hem dünyasını, hem âhiretini karartan insanlık keşke Rabbinin şu mesajından haberdar olsaydı:

“(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi (O’nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz. İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!”
{Kalem, 68/31-33}

Dün İzmir’de meydana gelen depremle ölenlere rahmet, yaralılara âcil şifâlar duâsıyla geçmiş olsun diyoruz. Rabbimiz, milletimizi, ülkemizi, insanlığı âfetlerden muhafaza eylesin.


Şeref İŞLEYEN

31 Ekim 2020-Cumartesi