“Bir Toplum Kendinde Olanı Değiştirmedikçe…”

0
701

“BİR TOPLUM KENDİNDE OLANI DEĞİŞTİRMEDİKÇE…”

🌍 Ey 21. Asrın insanının, Müslümanlarının, süslümanların hanımları, kızları..!
Bugün giydiğiniz taytları, pantolonları, moda uğruna bedeninize yakıştırdığınız paçavraları ve bu kılıkla sokaklarda arz-ı endâm ettiğiniz kostümleri Ebû Leheb’in karısı bile giyinmedi..!

Ve genç erkekleri, delikanlıları!
Giydiğiniz kadınsı elbiseleri, taktığınız takıları, hızmaları, küpeleri, bileklikleri, vücutlarınıza yaptırdığınız dövmeleri cehâletin babası lâkaplı Ebû Cehil bile takmadı…
Sonra; gözü dönmüş, arzûları aklını kör etmiş 6-7-8-10… yaşındaki yavruları, kız çocuklarını iğfâl eden, kirleten zâniler, katleden cânîler ortaya çıkınca:
Aaa! Bu nasıl bi vahşet?!
İnsanlara ne olmuş böyle?!
İnsanlık ölmüş..!
Kısas yapalım..!
Yapalım tamam da,
Sadece ucu bir şekilde sana dokununca mı kısas aklına geliyor?

Rabbimiz: 
📜
“…Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” (Bakârâ, 85) buyurmuyor mu?

Cânileri hemen asalım..!
O câniyi, zâniyi o hâle getirenlere bir şey olmasın mı?
Onlar asılmasın mı?
Onlar, bataklığı üretirken ve evlerin en ulaşılmaz odalarına, akla hayâle gelmedik teknolojilerle hayâsızlığı sokarken ve bu yollarla da büyük büyük rantlar elde ederken,
Sadece o “bataklığın kurbanları bataklıkta boğulsunlar” öyle mi?
“Aman idâm gelsin, başka çocuklar yanmasın!”
Nutuklarıyla, sloganlarıyla her dâim feryâd eder dururuz…
Çektiğimiz acıların müsebbibi biz değil miyiz?
O câni genç, bu toplumda yetişmedi mi?
O zânî genç, sokaklarda sel gibi akan çıplaklık terörünün, fuhuş sektörünün bir tutkunu ve kurbânı değil mi?
Yatağından kalktığı kıyâfetiyle kendini sokaklara atan kadınlar, kızlar sistemin kendilerine verdiği “özgürlük, demokrasi, insan hakları zırhlarıyla” sokaklarda neyin peşindeler..?!
Bugün tepki gösterdiğimiz, îzâhta bile güçlük çektiğimiz davranışlar sergileyen bu nesil, bizim ailelerimizin, eğitim sistemimizin, özgür ideoloji(!)mizin, batılılaşma hayranlığımızın, ipe-sapa gelmeyen, önü alınamayan zırvalık ve çılgınlıklarla her gün her türlü garâbeti evlerimize, ruhlarımıza, nefislerimize sunan ve nesillerimizin canına okuyan “moda-medya-internet” ağının bir netîcesi değil mi?

“Bizi yakar, bizim ateş
Söndürmektir tek çâresi..! ” demiş ozan.

📜“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..!” (Tahrîm, 6)

İlâhî uyarının muhatabı kimdir?
Neden yakıtı “insanlar ve taşlar olan” buyurur Rabbimiz?
Tabii yanıcı ve yakıcı maddeler belli iken..?
Ve sen-ben, bu yangından korunmak için elinin altında ve etrâfında olanlar için ne yaptın, ne yaptık?
Sahip olduğun sınırsız internetin, sınırsız suç işleme potansiyeli barındıran bir nesli de beraber getireceğini, getirdiği kolaylıklar yanı-sıra, akla-hayâle gelmedik şeytanlıkları senin önüne koyarken niye düşünmedin?
Sınırsız özgürlük, sınırsız kötülüktür..!
Sınırsız internet, sınırsız şehvettir, şöhrettir, cinnettir, cinâyettir..!
Sınırlarımızı bilmeden, helâl dâiresine girmeden, meşrû ölçülere rızâ göstermeden, özgürlük alanımızı yeniden belirlemeden hiç bir şey değişmeyecek..!
Belki daha da kötüye gidecek!
Ve bizler; daha çok ağlamaya, acımaya, dövünmeye, vah-tüh etmeye, şaşırmaya, lânetler okuyup slogan atmaya, yazıp çizmeye, suçlayacak muhataplar üretmeye devam edeceğiz…
Önce kendimizi düzelteceğiz… Düzeltmeliyiz ki,
İnsan düzelsin, insanlık düzelsin, dünya düzelsin..!
Allâh’ım! Ne olur bu topluma merhamet et, aklımızı başımıza devşirmemize fırsat ver, “hak etmeden hak aramak”tan, “haksızlık yaparak hakkı savunmak”tan, “hayâsızlık yaparak hayâ beklemek”ten bir netîce alamayacağımızı bize öğret!

📜“…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez..!” (Râ’d, 11 / Enfâl,53)


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here